8 Ekim 2015 Perşembe

Film'in içindeyim




   Böyle arada hafıza kaybına uğruyorum, durup dururken eskileri hatırlamaya çalışıyorum ama olmuyor, aklıma herhangi birşey gelmiyor. Etrafa boş boş bakıyorum sonra kendime sorular sorurken buluyorum; acaba ben neyi hatırlamaya çalışıyorum, bunu derken kendime ne soru sorduğumu da unutuyorum bu yaptığım çıkmazlar entrikalar tam bir gariplik silsilesi. Kendi kendime heyecanlanıyorum acaba bu bir hastalık mı? Ay düşünsenize bu gece yatıyorum yarın ben ... Nicole kidman.

   "My name is Christine, Christine Lucas. Iam fourthy years old and I have amnesia ache. Tonight As I sleep my mind will erase everything that I know – everything that I did … I have to remember. He says he’s protecting you but don’t trust him.I’m scared"

   "Merhaba benim adım Christine, Christine Boleyn. 20 yaşında ve deli manyak sexy bir vücudum var ve Amnezi hastasıyım. Bu gece, ateşli bir sex yaptıktan sonra her şeyi unutucam, yaptığım oralı ve bugün yaptığım peelingi unutup yarın yine yapıcam ve her ne yaptıysam unutucam... Hatırlamak zorundayım. Ah Tanrım. Ona güvenmeme söylüyor ama ona sakın güvenme!. Korkuyorum."


    Christine Boleyn, gözlerimi açtığımda nerede olduğumu veya zamanın ne olduğu hakkında bir fikrim yok. Etrafı daha iyi görebilmek için gözlerimi bir kaç kere kırpıştırdım. Göz bebeklerimi odadaki ilk defa gördüğüm eşyalarda dolaştırdım. İrislerime hala yanıyordu. A bak şu pahalıya benziyor bak hadi gene iyiyim zengin olduğumu bir daha hatırladım. Yatağımın hemen yanındaki komidinin üstünde limon sarısı kağıtlarda Christine yazısı dikkatimi çektiı. Anlamsız geldi, benim için hiç bir anlam ifade etmedi. Derin bir nefes aldım ve kollarımı gerine bildiği kadar gerdim. Ay bi sn ne oldu birden öyle, bak bir daha oldu resmen arkamda biri kasıldı. Evet evet bir daha kasıldı. Arkam da erekte olmuş birisi vardı. Daha önemlisi yatağım da benden başka bir adet beden daha vardı ve ben kim olduğu hakkında en ufak bir bilgi sahibi değildim. Korktum. Hareket etmeyi kestim çünkü yanımdaki her kimse sağ kolu da üstümdeydi. Pamuklu yorganı kaldırıp arasından sıvıştım, ve kalkıp banyo olduğunu tahmin ettiğim kapıya yöneldim. İçeri girip kapıyı sessizce kilitledim. Arkamı dönüp kendime etrafa bakınma fırsatı yarattım. Aydınlık bir banyoydu, kapının arkasında asılı olan geceliği üstüme geçirdim. Sakince içerideki adamı düşündüm. Kimdi o? Burası neresiydi? Tabi ki burası banyoydu.

    Duvara yapıştırılmış fotoğraf yığını dikkatimi çekti. Bir sürü duvara yapıştırılmış fotoğraflar ve küçük not kağıtları. Bir süre boyunca inceledim. Çok fazla yabacılık çektiğim şey vardı. Ne zaman evlenmiştim? Evlendiğim adamın yüzü sanki daha önce görüştüğüm uzak bir arkadaşımmış gibi geliyordu bana. Yüzü aklımı karıştırıyordu, aslında bu fotoğrafların hepsi aklımı karıştırıyordu. Bunların hepsi çok fazlaydı. Kapıya yöneldim. İçerideki yabancıdan ötürü fazla tedirgindim. Ama daha fazla burada kalamazdım. Anahtar deliğindeki anahtarı bir kaç kez çevirince kapı aralandı. Kapıyı kendime doğru çekip aradan korkak bakış attım. İçerideki adam yatağın ucuna oturmuş, gözlerini ovalıyordu. Üstünde sadece iç çamaşırı vardır. Yatak odasına bir kaç adım attım. Kavrulmuş tenli adam ellerini indirip bakışlarını bana çevirmişti. Aman Yarabbi kız bu NİCK BATEMAN!!! Sen şaka yapıyorsun. Şuan gözlerini kapatan maymun imojisi olmak istedim. Böyle geceliğimi çıkarıp adamın üstüne atlayasım falan geldi onun yerine elimi saçlarıma daldırdım. Gözlerimi adama diktim. Sexy falan bakmaya çalışıyorum. Ay resmen içimde kalorifer kazanı çalışıyor lan resmen kocam Nick Bateman. Kendinize gelin yaneğğğ. Sakallarının arasındaki dudaklarını araladı, dedi ben Nick ben senin kocanım dedi, dedi ki ben seni her gece aklını alıcasına düzüyorum dedi. Ay tabi bende dedim neden benim aklım gidiyor falan sonra before breakfast sex yaptık.. Tabi öyle olmadı, bana baya bişi anlattı falan. Biz neyiz, kimciyiz bu semtte aşiret nasıl döner falan bir sürü şey anlattı ay bi sn film salak bir yere gidiyor. Tabi bu konuştukça ben buna aşık falan oluyorum resmen, çocuk konuşurken boşalıyorum falans. Ay bide etrafta bi köpek geziyor sessiz sedasız dedim ben bunu ezerim kesin Sonra bu hazırlandı tam gidecek, dedim nereye gidiyon aklımı kaçırırım gidersen dedim. Oda dedi yok dedi sen dedi gece yatınca dedi aklını dedi kaçırıyor dedi. Neden böyle dedilli konuşuyorum çünkü onları dedikten sonra beni öptü ve öyle evden çıktı.


   Sonra ben evi gezerken falan böbürleniyom güzel döşemişim evi lan falan. Baya böyle laylaylom geziyorum. Birden telefon çalıyor, dedim ya kim bu dedim. Katya dedim bak şuna tabi bende akıl gidik olduğu için neyin kafasını yaşıyorsam. Açtım telefonu nazik bir adam konuşuyor Merhaba Christine ben doktor Nash, dedim o öldü geçen, sen kimi kandırıyon. Oda dedi yok dedi ben psikolog dedi. Dedi Dolabında video kaydı var dedi. Onu izle dedi. Ay salak ben bir kork, dedim bu bana sex kasediyle şantaj yapıyor, yemin ediyorum biran tüylerim ürperdi. Hemen dedim yalan, onların hepsi montaj. Sonra gittim odayı ara ara bulamadım. Bu arada gaziantep burması iki bilezik buldum üstünde iki tane C harfi iç içe geçmiş neyse o artık. Sonra kamerayı buldum. Videoda kendimi gördüm rimel sürmeden o adama güvenme demişim, asıl ben kendime güvenme diyeymişim keşke.

   Her sabah aynı tantana uff sıkıldım bian falans. Her sabah uyanıyorum hafıza gitmiş, adama hergün aşık oluyorum. Bu arada dedim bare biraz psikoloğa halleneyim, psikolog da dedi bu böyle yürümez, mesleki açıdan etik değil doktor değiştiricez seni bırakmam lazım oda beni ortada bıraktı. Sonra eski yakın arkadaşımı buldum böyle baya sarıldım ağlamaklı falan çocuk oturduğumuz yerde çenesi çok düştü sonra demesin mi ben senin kocanla yattım sonra utancımdan senin peşini bıraktım ben şok üstüne şok yaşamış idim.. Eve gittim sonra Nick'e video kayıtlarını gösterdim en sona onu yine de sevdiğimi falan söyledim. Bu bana bir çarptı elinin tersiyle sonra çekip gitti. Benim yakın arkadaşıma telefonda anlattım falan ağlıyorum, kan geliyor burnumdan onu siliyorum sonra Nick eve yeniden geldi. Yakın arkadaşım telefonda banyoya çıktım, korkuyorumda bir yandan, kapıyı üç beş kere kitledim. Arkadaşım telefonda demesin mi kocanı aradım kocan seni yıllarca görmemiş ha siktir dedim içerdeki kim? G*tüm nasıl üç buçuk kapıyı açtım neyse, dedim bir öfke sexi yapar konuya kapatırız. Ama şimdi korktumda döverek yaparsa diye. Evi dolaş dolaş dolşa adam yok. Ararken ben belamı buldum bayıldım, vurdu bana sanırım. Ertesi sabah işte uyandım gene ben salak unut her şeyi, psikolog aradı beni video kaydında her şeyi silmiş. Yakın arkadaşımın fotoğraflarını çıkarmış ben asmıştım onları. Bilmemi istemediği bir şey var kesin..



   Evden çıkmadan önce akşam balayı kutluycaz dedi hazırlan. İşte ben düğün makyajı yaptım bu geldi beni aldı. Dışar da bi otele götürdü. Hotel biraz tanıdık geldi, nerden hatırladığımıda çıkaramadım küçük bir De Javu yaşadım. Dedi ben senin kocan değilim. Birinci Şok, dedi senin kocan başka birisi, İkinci Şok. dedi ki sen kocanı benimle aldatıyordun. Üçüncü Şok Aldattığım adam Nick Bateman'sa gerçek kocayı halay dahi edemiyorum, içimde mezdeke oynuyorum falan. Dedi kocan seni boşadı sen klinikte yatıyordun seni ben aldım dedi Dördüncü Şok. Tekrar karalar bağladım ağıtlar yakıyorum. Sonra biz tartıştık dedi Seni bu hale ben getirdim Ahan dedim Boleyn beşinci şoka girmeden sen kaç dedim. Ben öfke sexi ile kurtarırım derken bu bildiğin katliam gecesine döndü, lamba kırıyoruz bir birimizin kafasında, yerde sürünerek debeleniyoruz o bana bir şeylerle vuruyor, ben orada kan gölüne dönmüşüm baktım en son ben ölcem adamı zaten hatırladım, kafaya bir ütü çaktım hemen. Bu böyle boşaldıktan sonra sönen penis gibi kaldı duvarın kenarında dedim kaç Olm, zor toparlandım kaçarken yangın alarmı şeysine bastım. Gözlerimi açtım baktım hastanedeyim birden bire, yavşadığım psikolog karşımda bana işte gene bir şeyler anlattı. Hafıza restlendiği için anlatma gereği duydu. Dedi şimdi biri gelcek dedi. Aman Allah'ım yakışıklı bir çocuk evlatlık edinmişim, psikolog bahsetmişti bir çocuk sahibi olduğumdan. Buna sarıldım nasıl ağlıyorum. Gerçekten çok isterdim bir çocuk evlat edinmeyi. Daha sonra eski kocam giricekti odaya, birden herşey bulandı. Lan hayır lan, Nick Bateman ile adamı aldatmışsan şimdi gelecek olan adam Allah falan olmalı, çünkü Nick'den sonrası için başka bir adam düşünemiyorum. Olamaz gözlerim daha da bulandı. Sonra filmden çıktım birden bire..





3 Ekim 2015 Cumartesi

Anlık bir post



 


   Muhtemelen bu kışta, depresyondan payıma düşeni alıcam  

   Ne yaparsam yapayım bir süre sonra kendi kendiliğime o şeyi rutine sokuyorum, hayır bunu nasıl başardığımı gayet iyi biliyorum. İşte oda benim aptallığım oluyor sonra vay efendim ben neden sıkıldım, insanlar benden neden sıkıldı olmuş oluyor. Üff yazarken sıkıldım düşünün, çünkü son yaptığım arkadaş ortamı gayet iyiydi. Sanırım sorun şu ben mutlu olamaya ve ilgiye aç bir insanım (boğa burcu) ve kim ilgi gördüğü yerden geri kalmak ister ki? Ben ne yaptım dersiniz beni her gün davet ettiler bende her gün gittim nasıl bir açlığa düştüysem artık, bilemiycem ben normalde olsa bir iki gün gitmez sonra giderdim ama artık dediğim gibi nasıl bir boşluğuma geldiyse. Neyse birkaç gün uzaklaşıcam, bu iyi gelir herkes için...

    Birde şu mevsim değişikliğinden peder sayesinde nasibimi almış oldum. Boğazım şişti. Yutkunurken falan acıyor. Ay geçmiş olsun merasimi hiç sevmem ya biliyor musunuz en nefret ettiğim şeydir. Bu arada tabi ki şiş boğaza dondurma iyi gelir bilgisini bende sizin gibi internette bunu biliyor musunuz, şunu biliyor muydunuz sayfalarından okuduğum için, 3 kase dondurma yedim. Sanırım yemeden önce daha iyiydim onu keşfettim. Ay bir şey spora da gidemedim hasta olduğum için onunda bir huzursuzluğu var üstümde bir suçluluk duygusudur ki sormayın.


   Bu arada okulun ilk haftası biliyorum ama benim okulumun 2 haftası gibi bir şey, sınıf erkek kaynıyor resmen hormon kokuyor sınıf yakında zehirleneceğim. İmza kağıdında 4 liste erkek ismi var birde sınıfta 4 kız var, onlar da kendini değere bindirecekler biliyorum yani basit bir konu bu al gülüm ver gülüm meselesi. Okulda konuştuğum bir çocuk var tabiki malum gay app'lerinden birinden konuşuyorum çocuk tabiki benim şansım üzerine ne yakışıklı ne kaslı nede zengin aslında birazcık ucundan zengin sayılabilir. Israrla görüşmek istiyor bende arkadaş ayağına çekmeyi çalışıyorum çocuğu diyorum tesadüfen görüşelim denk gelelelim demek istiyorum. Evet çocukla tanışıp görüşmek istemiyorum, yani içimden gelmiyor.. 
hem benden bir yaşta küçük.
   
   İstediğim gibi biri asla çıkamıyor karşıma yani inatla yani deli gibi aranmıyorum elbette ama hayatımda birisi olup beni yalnız bırakmayıp her an desteklemesini deli gibi istiyorum hemde manyak gibi ama bunun içinde aranmıycam, ben kesin belamı bulurum başka bir şey bulacağım falan yok benim. O yüzden kendi kendime takılıyorum sanki başka ne yapabilirmişim gibi, bu konuda bir şey demiyeceğim şuan istemiyorum, içimden gelmiyor hayır  benim kısmetim şuan kimdeyse umarım böyle oynaşırlarken falan biri ishal falan olur nedeyim. Yakında o app'leri silicem zaten sıkıldım.



   Artık evde daha az kalmaya çalışıyorum, bana bu şekilde daha iyi geliyor. Ailevi problemleri dinlememek daha iyi geliyor bana zaten çoğunlukla bir birlerine bağrışıyorlar sonra hiç bir şey olmamış gibi konuşuyorlar geçen sene çok karışıyordum ya siz ne yapıyorsunuz diye bu yaz tatilinden sonra asla. Şimdi evde herkes bir birini yiyip duruyorlar içimde de oh olsun diyorum. Bana da laf atamıyorlar evde yokum diye kavgadan gürültüden uzak kalıyorum. Ev sırf gürültü, umarım birgün biri şikayet eder. Abi bide salak bir huydur benim salak kardeşimdeki kapı kolunu sadece açmak için kullanıyor, kapamak için falan değil, kapıyı kapamak için kapıyı çarpıyor Tak* kapı kapanıyor. Bir insan gece 2-3 de yapar mı bunu? Tuvalete öyle, odasına öyle,  dış kapı, balkon kapıları buna dahilken mutfak dolap ve çekmecelerinden bahset miyim isterseniz? Tam bir dağlı, ama benim dengesiz, geri kafalı ebeveynlerim ne yapıyor? Kızım sen neden kapıyı çarpıyorsun demiyor kimse onlarda Tak* girip Tak* çıkıyorlar. Tam bir dengesiz aile olduLAR, bu yüzden evde daha az vakit geçirmem benim için daha iyi.



18 Eylül 2015 Cuma

Be my friend



 

Ben bunu 6. ayda yazdım galiba



   Artık değişiyorum diye zırvaladım durdum ya, işte benim o değişimlerim mevsimler gibi. Bazen kış ve sonbahar gibi uzun uzun sürer, bazen uzatmaları oynan sonra bozulur o araya gevşek gevşek yaz ayları gelir e ne demişler geldi bahar ayları gevşer gönül ayları. Uzun zaman bir birimizden ayrı kalmamızı telafi eder gibi olduk Mavişle. Ama şöyle bir şey var ben birisiyle küstüğüm zaman ya her şey eskisinden çok çok iyi olur yada eskisinden berbat olur.

   Kurduğum 4'lü grup daha da kaynaştık. Bizim okulda popüler bir grup olduğumuzu empoze etmeye çalıştım. Ben zaten tanınıyordum. Onların ayrı ayrı tanınmasından değilde bizim 4'ümüzün tanınmasından yanaydım. Çünkü insanlar bizi bir arada görmek isteyeceklerdi. Bunun için tabi ki yine de ben uğraştım diğerlerinin haberi olmadan elbette, bu yüzden okulda çevirmediğim iş kalmadı . Her köşede bizim popüler olduğumuza inandırdım. Okulun bütün itiraf sayfalarına bizi yazdım. Çünkü insanlar boş ve birilerine inanma ve liderliklerine ihtiyaçları vardır. Dördümüzün arkalarından konuşulduğumuzu ve popüler insanların arkasından konuştuğunu anlattım çünkü benim başıma çok gelen bişi, bunun farkında oldukları için onlarda inandı elbette. Hadi bakalım tahmin edin daha sonra kimin elinde kaldı bu olay? Hadi hadi. Zor değil tahmin etmek.


   Mavişle öyle bir konuma geldim ki, hiç bir zaman hayır diyemedim sanki hayır desem elimden kaçıp gidecek sandığım için diyemedim. Ve benim adıma kararlar aldı durmadan. Nereye gitse benim onunla geleceğimi düşündü sanırım. Biri bir yere çağırıyor diyelim millete evet geliyoruz diyor, dersten çıkıyoruz Boleyn falanca yere gidiyoruz, Boleyn kahve içiyoruz. Ama mesela hiç sormak yok bende salak gibi tamam, olur ve evet cevaplarından başka bir cevap vermiyorum.

  Geçen gene öyle bişi oldu çıkmadan önce Güzel Yüzlü Kızın kaldığı yere gidicez dedi, ama ben çok acıktım ondan önce yemek yiyelim zaten onun için Düz Saçlı Kız yani Çilek gelecek dedi. Her neyse biz yemek falan yiyoruz. Çilekle biz iskender yiyoruz Maviş bol salatasını yiyor. Ben dedim ki "E hani Güzel Yüzlü Kız?" diye sordum çünkü gelecek diye biliyorum yani bir şekilde buluşuşacağız diye biliyorum, Çilek dediki "Onlar Yeniköy'e gitti diyebiliyorum siz onlamı buluşacaksınız diye sordu" Ama kız Mavişe söz vermiş başka bir yere gitmiş biz şimdi muallakta kaldık. Kızı arıyoruz arıyoruz telefonu kapalı açan eden yok. Bizde midpointe geçtik ben orada gittim birde tatlı yedim. Fakir varoşlar ödeyemeyeceklerini anladıkları için hiç bir şey yiyip içmiyorlar bide gittim taze limonata içtim. Sonra Güzel Yüzlü Kız aradı noldu gibisinden, meğerse doğruymuş Yeniköy'e gitmiş. Mavişle kakara kikiri Sonra dedi bak Çileğe veriyorum dedi Güzel Yüzlü telefonda şaşırdı Çilekte mi orada diye bana verdi telefonu kandırmaca yaptı aslıda bana suratsız suratsız konuş ay sanki banane sizin probleminizden değil mi yani? Bu seferde Çileğe verdim telefonu -naber -iyi sen -iyi sonra  görüşürüz muhabbeti döndü sonra telefon kapatıldı. Ne olduğunu gram anlamadım. Maviş zaten şok oldu ne oldu gibisinden. Belli ki bir problem oluşmuş hemen araştırmacı gazeteci ruh halime döndüm bu gözlemlerim sonucunda Çileğin suçlu olduğunu öğrendim, bunu aptala sorsan anlar gerçi, Maviş orada aseksüel Türkücü gibi demeçler verip etrafa bakınıyor ama dinlemekten asla kaçınmıyor

  Bir taraftandı korkuyorum Çilek beni tersliyecek diye çünkü Güzel Yüzlü arayana kadar bizde kakara kikiri yapıyorduk, herkes bir duruldu hani bozuldular bi morardılar. Ben konuyla alakası yok Maviş söz verdi diye oturuyorum. Sessiz sessiz oturdum...



   ---20.08.2015---


    Ne mi oldu? O günden sonra her şey ama her şey tepe taklak oldu. Resmen bi oyunun içinde kaldım. Oyun kurucuyken biranda oyunun tam ortasında kaldım, ve biranda Güzel yüzlü kız sayesinde oyundan saf dışı edildim. Bu darbeyi asla ve asla unutmam, Mavi gözden de olmuş oldum. Evet bir zamanlar Mavi göze hayrandım, oda sanırım çok zayıf anımda onu tanımamdan kaynaklanan bir şeydi. Cidden şimdi dönüp o küçük döneme bakıyorum da cidden ama cidden zaman kaybıydı veya boş bir uğraştı benim için. Sadece onların g*tlerini kaldırmaktan başka bir şey yapmadım. Gram konuşmaya tenezzül edilmeyecek insanlardı ama ben muhatap olunası insanlar haline getirdim. Başkalarının yanlarında onları övdüm.

-Peki Boleyn deydimi bütün bu olanlar?

   Aslında evet biraz, planlarım... Her şey planlarım dahilindeydi. Ah ne diyebilirim ki mükemmel bir şey elde etmedim elbette, 4 senelik kalkınma planım suya düştü gibi ama (gibi diyorum çünkü güzel yüzlü kız bana geçen gün yazdı..) Elimde ne kaldı izin verinde size sayayım, hem bu bir köşede dursun belki sonra ki yıllarda dönüp bakarım ne kadar ilerleme kayıt etmişim;

-Çok iyi bir dedikodu grubum var, herkesin haberini rahatça alabiliyorum. (Bu grubun içinde Güzel yüzlü kız yok) / 18.09.2015'ile gelen edit bu dedikodunu çok tuhaf bir şekilde 3e katladım.

-Bayan hocaların hepsi demiyimde bir kısmı, kampüsün neresinde görürse görsün beni mıncır mıncır öpüp sarılıyorlar aram baya iyi ki kimseyle böyle değiller, iyi referanslar edindiğimi düşünüyorum.

-Hazırlığı yüksek puanla bitirdiğime kendimi inandırdım. Kaç puanla bitirildiğini veya sıralama söylenmedi ama ilk 3'de varımdır.

-Çilek gözümün önünde şuanda olmadığı için göbeği açık 1980-1990 modasından kurtulduğuma mutluyum.

-1. ve 2. sınıflarda küçük bir hayran kitlem oluştu. Bu kitleyi lisede de olduğu gibi büyütme planım stabil.

-Güzel yüzlü kızdan yaklaşık 1000 tl alacağım varken, küstük./ 18.09.2015'ile gelen elit benden başka 10 kişiye daha borcu olduğunu öğrendim. O para bana dönmez.


-Maviş hayatımda tamamen yok (çokta şeysimde)

-Kampüste çalışan öğrencileri görünce heveslendim bende kampüste çalışmak istedim ama başvurular elden verilmek zorundaymış ama ben tatildeyim. (kaçırdığım fırsat bir)

-Spora başlıcam (başlıyalı bir ayı geçti)

-Ehliyet alıcam(yıl sonundan sonra, kaçırılan fırsat iki)

-Saç bakımına gitmem gerek bunun için düzgün bir yer bulmam lazım.(hala bulamadım)

-Blogumu düzenlemem lazım(düzenlemedi)

-Meletonin almayı düşünüyorum.(alamadı)

-Chanel göz çevresine ihtiyacım var.(gözleri çıktı)

-Erkek arkadaşa ihtiyacım var.(aynaya baktın mı sen hiç?)

-Estetik olmama gerektiğini düşünüyorum.(düşünmeye devam et)

...

-Ailem okul paramı yüzüme vurmaya başladı, bu yüzden iş başvurusunda bulundum dönen olmadı, onu yerine bir banka bana teklifte bulundu bende biran heyecanlanıp red ettim. Bana burs verecek bütün şirketlere selam olsun :*




   ---18.09.2015---


   Ihmm tek başlığa her şey sığdırdım çünkü, artık Mavi göz hakkında konuşmak istemiyorum onu görmekte, hayır düşmanlığım yok ama kafada bitirdim. Umurumda değil açıkçası, okulda ortam kaygısı beslemek gerçekten boktan bir şey size mal gibi şeyler yaptırıyor bu Mavi göz içinde geçerli oldu. Mal mal insanlarla takılır, takıldığı adamlar gidip okulun köşe başından bonzai falan alıyor sanırım bişiler alıyorlar buna eminim ama ne olduğu hakkında yorum yapmak istemiyorum. Yazın dibime kadar geldi birtek Çileği gördüm  (bunu da çileğin snapinden gördüm) Yemin ediyorum beni gelip görmemesi gram umurumda değil, o malı yemen ertesi gün ayağıma getirtirdim ama yapmadım..

   Çilek bu kızın sonu pavyonda biter herhalde bilemiyorum kızda acayip bir bar ve alkol merakı var, yazında aynı mekana üst üste gitme rekoru ve ucuz içki tüketim ödülünü kazanan saçma insanlardan. Mavi göz şunu ne zaman düzecek gerçekten merak ettiğim konular arasında.
Yazın birde bana mesaj atıyor -Tatlı minnoşum neredesin +Canım aynı yerdeyiz -Ay öylemi bebeğim hemen görüşüyoruz <3 +hı hı hemen.

   Yaklaşık 6 saat önce Güzel yüzlü kız hakkında öğrenmediğim şey kalmadı, yani her halde kimse kimseye borculu kalmak istemez yani bilemiyorum isteyen de vardır belki bilemiyorum. Dolandırıldım gözüyle bakmıyorum belki koşulları elvermiyordur. Ama bende başka bir çok kişiye borcu olduğunu öğrendim. Oda arkadaşının kredi kartını kendinin kartı gibi kullandığını öğrendim evet şok oldu hemde çok fazla çünkü bu olay on ay sürmüş ve kızcağız kendi harçlığını ikiye bölüşmüş olarak ayarlamak zorunda kalmış. İnsanları kullanmış gibi yani bence bu dolandırıcılık gibi bir şey, bilemiyorum. Herkese bir bir yanaşmaya çalışmış yaz boyunca whatsapplardan. Evet, bende dahil. -Neredesin +Aynı şehirdeyiz -Özlendim. Elbette cevap vermedim. Güzel yüzlü bu sefer iyi çuvalladı onu bekleyen sinirli bir kalabalık var.. Ne yapacağına karar verse iyi olur.. Yada vermesin onun kararları belli ki düzgün olmuyor.





Size bunları toplu olarak sundum üzgünüm.
Yo aslında değilim tek yazıda kurtuldum.

 Ve Yaz Bitti...
    

8 Haziran 2015 Pazartesi

Basiretimin bağları büklüm büklüm yolları




   Gerçekten dışarıdan nasıl göründüğümü çok merak ediyorum, çok mu safı yada çok mu aptalı oynadığımı merak ediyorum bazen o ikisinin ayarını çok kaçırdığımı düşünüyorum. Bi keresinde bir kitapta okumuştum ne biliyor olursanız olun gene de aptala yatın diye bende bundan feyiz alarak ne biliyorsam gene bilmiyormuş gibi aptala yatıyorum. Tabi ki her şeyde olduğu gibi bunun da elimde patladığını düşünüyorum, sonuçta normalde suyun eksi derecelerde donması gerekirken o su bendeyse donmayası gelir, ölür ölür reaksiyonlar falan geçirir ama donmaz kesinlikle.

   Dışarıdan da öyleyimdir kesin, kapılarımı kime ardına kadar açsam kıçıma tekmeyi koymadan duramıyorlar ama bende de bağımlılık oldu galiba, böyle ne biliyim kıçıma tekme yemeyince kendimi bi boşlukta falan hissediyorum. Ne zaman "oh her şey yolunda gidiyor, ne iyiyiz ne hoşuz ah üniversite hayatımın ilk yılımda iyi arkadaşlar edindim falan desem" işte bu o son tekmeyi yemeden önceki son sözlerimdi, şuan komadayım bunları beni beynime sapladıkları bir makineyle yazıyorum. Ay tamam bu aşırı drama oldu böyle sanki arkadaşlarım beni gece bara götürdü oradan hap verip evlerine götürüp tek tek tecavüz etti kızlarda video kayıtına aldılar, daha sonra evlerinde 1 hafta boyunca tecavüz edip benden kurtulmak için 3. köprünün ayağından atmışlar ama ben sağ kalmışımda bi köylü beni bulup hastaneye götürülürken yolda 5 kere kalması yapılmış gibi oldu yok böyle şeyler olmadı. Oldu mu lan acaba, ya şuan da komadaysam. Dur şuraya büyük harflerle ağrı kesici verin diyim belki okurlarda biraz daha ağrı kesici verirler, gerçi artık kazık yemekten hissisizleştim ama neyse.


   Nereden başlayıp yazsam bilemedim, ara ara o kadar şey oldu ki bende ne olduğunu kavrayamadım ama her seferinde kendimi bi starbuckta tek başıma düşünürken elimde kahveyle buldum. Gözlerimi ne zaman açsam yalnız başıma oturuyordum. Önceden buraya haftada  4 kere Zippolu Mavişle gelirdik. Her zaman o bir şeyler anlatırdı bende onun gözlerini dalıp giderdim. Şimdi mi? En son whatsapp konuşmamız bile 6 hafta önceye ait. Hangi ara böyle olduk? Sormadım ama aramız bozuk değil ama benden çok uzak değil mi sizce de?


   Biz 2. seviyeye geçtiğimizde ben ve onun sınıfı değişti ve biz bir yan sınıfa alındık. Sebepsiz bir şekilde oldu bu, o yan sınıfta kalmamak içi bütün hazırlık hocalarıyla konuştum onun adına ama sınıfımıza geri dönemedik. Allah'ım sınıfta da koca götlü bir kız var tam Mavişe göre kalçaları götlü göğüslü bir şey. Kızın adını kaşara çıkarmak için az uğraşmamdan olsa gerek ben dönüp Mavişe dedim ki bu kızla asla ve asla arkadaş olmayacaksın dedim hatta adını hobit koydum. Sanki hiç bir şey dememiş gibi ertesi gün okul servislerini beklediğimiz yere gittiğimde ne göreyim, o an bütün karşılıklı spermlerimizin alındığını suni hamilelik planlarımın yıkıldığı andı işte o an. Koca kıçlı hobitle konuşuyordu arkadan gördüm inanmadım. Biraz yanların geldim Mavişle göz göz geldiğimizde ben arkamı dönüp durağın banklarına doğru ilerledim, arkamdan bağırdır birinde bile dönüp bakmadım, oturacağım yerde baya kalabalıktı yirmi otuz kişi vardı. Sinirle "AÇILIN!" dedim hemen yer açtılar, çantamı koydum oturdum hemen.

-Boleyn!

   Oda kendine karşımda çaprazımda oturdu, bana dönüp baktı oda biliyordu ne yaptığını konuşma dediğim halde gidip konuştu. Ben sana konuşma dediysem bir bildiğim var değil mi? Kızın asıldığı çocukların grubuyla arası bozuldu ve o yerden bitme boylu kız ibresini direk benim erkeğime çevirdi, tam o anda Prada çantamın içine kusmamak için kendimi zor tutuyordum, genede yüzümü onun aksi taraflara bakınmaya başladım ama herkes bize bakıyor o sırada.

"Sana sesleniyorum neden bakmıyorsun Boleyn"

 "Ben gereksiz insanlarla konuşmuyorum bilirsin, BUGÜN SEN DE GEREKSİZ BİR İNSANDIN!!"

  Az önce resmen bağırarak mı konuştum ben? Çizgimi aşmışım ya, demek ki gerçekten sinirlenmişim. Bütün herkes bizi dinledi sonra oooo diye öküz gibi bağırışmaya başladılar. Maviş gözlerini üstümden çekti, etrafına baktı gülümsedi. Kıçlı Hobit kızda olay yerine koştu, zaten havam kaçtı daha sonra bir şey diyemedim.


   Daha sonra haftalarca konuşmadık. Göz göze gelmekse hak getire benim olduğum tarafa bile boynunu çevirmiyordu. Ben sınıfta yalnızları oynarken kendisi her gün kızla kıç kıça oturdu nasıl olduğunu anlatmamı isterseniz tekli sıraları düşünün sınıftaki herkes sağ'lak ve tesadüf yine odur ki Maviş solak şimdi bunların yan yana oturduğunu düşünün. Bende karşılarında sağ 9 sıra boş, sol 5 sıra boş şekilde oturuyorum. Evet o zaman sinirliydim ama şuan gram bişi hissetmiyorum. Ay bisn bişi hissediyorum yok yok yanlış alarm, 4 gündür detox yapıyorum, karnım açıkmış. Yani düşünün onun için onca emek verdim ama o dönüp bana bakmadı. Hocada gidip gidip bizi sınıfta eş yapıyor zaten kaderin ayrı bir cilvesiymiş gibi. Böyle böyle 4-5 hafta küs kaldık. Ciğerim soldu mu? Tabi ki soldu ciğer kalmadı ki. Daha sonra şişman Güzel Yüzlü Kız ve Düz Saçlı Kız (bu kıza Çilek demek istiyorum haftanın 6 günü Çileğe gidiyor çünkü) araya girmeye çalıştı. Düz Saçlı Kız hiç oralı olmadı gram umurumda değil zaten. Güzel Yüzlü Kıza önceki olayı anlattım, çünkü kızı kıskançlığım yüzünden küstüm diyemedim diyemezdi. Ben Mavişe şey demiştim benim için " o ibneyle neden takılıyorsun demişler miydi diye sormuştum? Oda gülüp evet demişti." Bunun yüzünden küstüm, insanları onu  rahatsız etmesin diye küstüğümü söyledim. Güzel Yüzlü Kız tam bir ihanet bedeli çıktı. Benim olayı konuşacakken gitti başka şeylerden konuşmuş hani beni umursamamış. Çocuğun yüzünü gören herkes yumuşuyor. Kızım sen o gün bana masada otururken çocuğu sinirle arayıp açmayınca mesaj atan kız değil misin bu ne gevşeklik? Daha sonralar beni twitterdan engelledi ama ben nasıl ölüyorum anlatamam, evde dizlerimi kemiriyorum.

   Daha sonralar sakinleştim, dinginleştim. Bana verilen değeri bir tarafa koydum, verilmeyen değeri bir tarafa koydum ve an aydınlanma yaşadım, neden, niçin? İşte o zaman çözdüm ve sakinleştim. Sanki azıcık daha olgunlaştığımı fark ettim, bunu nasıl değerlendirirsiniz gram bilmiyorum umurumda da değil. Bu çocuk değil sanırım, sanırım oturup bir şeylerin farkında varmakla alakalı. Kahvemi yudumlarken şuan onu fark ediyorum etrafımda kimse yok, kimseye de ihtiyacım yok.

   Evet daha sonra barıştık.

   Queen B.

20 Nisan 2015 Pazartesi

Timeless




   Zaman çok çabuk geçiyor, bir yandan zamana engel olmak istesek de, bir yandan da aman çabuk geçsin günler ilerlesin her şey çok çabuk geçsin ama  istediklerimizi bir şekilde elde ettikten sonra zamanın aniden durmasını ve yavaşlamasını isteriz. Bazen uyuruz acılarımız dinsin diye, bazen sevdiğimiz kişinin yanındayken hatimler indiririz zaman yavaş aksın diye. Sorun bizde mi yoksa zamanı kontrol edende mi?

   Ama zaman içinde o kadar değerli anılar edineceğiz ki bazılarını hayatımız boyunca bir an bile unutmaycaz gibi bazılarınıysa tam o an silmeyi unutmayı deneyeceğiz ama bu çoğu zaman başarılıda olmayacak. Hep öyle olmadı mı? Hem kim kötü anı biriktirmek ister ki. Herkes hayatı boyunca iyi anıları biriktirmeye çalışır aslında hayatımızda tek yaptığımız bu, bol bol iyi anı biriktirmek..


   O gitti ve 2 hafta boyunca ondan ne haber alabildim ne de bir başka bir şey. Zaman, twitter adresini bulmuştum, Şimdi elimde ne kalmıştı ki? Bir fotoğraf yayımlamıştı, bavul fotoğrafları ve fotoğraflarının altına elveda İstanbul yazmıştı. Ama senin Hermes kokunu benim yanımdan ayırman bir suç değil mi? Madem gidecektin neden alıştırdın o hafif sert kokuna? Bütün dünyam başıma yıkılmadı mı? Yıkıldı.

Bilmiyorum, gidecek ve haftalarca gelmeyecek sandım. O yanımda dururken hangi sıfatı taşıdığı umurumda olmayan birisiydi ve tam bulmuşken yok olması, bu boşluğu anlatmak imkansız gibi. Benim için etrafımda olması bile yetiyor ve artıyordu bile. Yıl olmuş gibi gelmişti. Ben ertesi gün onu görebilmek için dayanamazken 2 hafta benim için bir kaç aya denk oldu. Zaman benim için o kadar yavaş aktı ki ne saatlerin farkına vardım nede günlerin. Sınıfın kapısından her an gelir diye umdukça, hiç gelmedi.


   Zaman, daha önce zor uğraşlarım sayesinde bulduğum, tek ulaşabileceğim iletişim noktası twitterdı. Tabi ki okuldaki hiç kimseye telefon numaramı dahi vermediğim için telefondan ulaşamazdım, bu hataya düştüm. Aslında kimseye vermediğime gram pişman değilim. Ama ona vermediğim için pişmanım. Kimseye güvenim yok ama zamanla kime güvenip güvenmeyeceğimi gayet tabi öğrendim. Yaptığım şeylere katlandım. Bende bıraktığı bu iki haftalık boşluk, beni etkilemeye yetti de arttı. Bir kaç hafta daha gelmez diye umduğum bir gün okula gitmek için servis bekleyeceğim yere gidiyordum. Sınıftan tanıdık simalar görünce yanlarına gittim. Yalnız kimsenin yüzlerine bakıyorum.






  -Boleyn!






   İrkildim. Emin olmadım önce. Bekledim. Hani biri bişi der duyarsınız ama onu hemen kavrayamazsınız hazmetmek için beklersiniz ya. Bekledim. Ve sonra anladım. O sırada bir çift mavi göz benim üstümde geziniyordu. Tanrı şahidimdir, o gün merdivenlerde duymayı istediğim ses, bir daha ismimi telaffuz ediyordu.  Başımı sola çevirdim yüzünü dahi görmedim atladım boynuna. Bunu ben mi yaptım diye düşünmedim. Diğerleri neder diye düşünmedim sadece yaptım. Ona kocaman sarıldım. O da şaşırdı başta elleri havada kaldı sonra oda bana sarıldı. Sevgili değildik, hatta o asla bir erkeğe öyle duygular beslemez. Çok yakın arkadaşta değildik. Ama sarıldık. Çünkü özledik bence bu yeterli bir bahane.


   Zaman ondan sonra hızla akıp gitti, seviye tamamlama bitirme adını siz koyun her neyse onu olduk. Pazartesi yazma ve gramer sınavına girdik. Benimkiler iyi geçti, o kadar sıkıntılı bir sınav değildi bana göre tabi Mavi gözlü zippolu çocuğumuzda göre öyleydi takriben ya 90 yada 100 alacaktık. Ertesi gün konuşma sınavı için geldik okula yaklaşık 3dk hocalarla içeride kalıyorsunuz. Yalnızca 3 dakika için okula gelmiş olmuştuk. Bunların hiç biri önemsizdi benim için. Mavi göz liste sonuna yakındı. Büyük bir çoğunluk sınavını olmasına rağmen koridorda baya bir kişi vardı. Ben sınavımı olurken o benim eşyalarıma sahip çıktı taşıdı. Bende sınavımı tamamladım. Etrafımı herkes sardı, ne sordular ne sorgular diye. Sınavda bir soruyu anlayamadım, hocanın aksanından dolayı kaynaklandı oda benim moralimi bozdu. Ama büyük bir dert değildi bu. Benden sonra yaklaşık yarım saate yakın bir süre onun sınav saatinin gelmesini bekledik.

   O sınava girerken ben kapalı olan camların hemen dibindeki korkuluk demirlerin üstüne oturdum. Yaklaşık herkesten yarım metre yukarıdan bakıyordum. Sınavımın nasıl geçtiğini düşünüyordum vede Mavişi merak ediyordum. Etrafıma bakınıyordum. Sınav süresi olan 3 dk dolmuştu, gözümü kapıya dikmiştim. Zaten oturduğum yer tam sınıfın kapısını görüyordu. O sıralarda sınıftan çıktı, ben ona kilitlendim masumane bir şekilde. İçimden Tanrım ne olur iyi geçmiş olsun duaları ediyordum, kalbim baya ağzımda, kendi sınavımda bu kadar heyecanlanmamıştım. Bana doğru bir kaç adım attı, etrafını beş on kişi kuşattı, herkes merak ediyordu içeride ne sorulduğunu onun sınavının nasıl geçtiğini. Ama o soruları yanıtlama bir yana duymuyordu bile sadece Mavi gözlerini bana çevirdi derin derin baktı ve bir daha hiç koparmadı. Yutkundum. Bende gözlerimi onunkilerle buluşturdum. Daha sonra gözlerimiz hiç kopmamak üzere buluştu. Hayatımda daha önce böyle bir çekim yaşadığımı sanmıyorum.  Bana doğru bir adım attı. Hala kalabalıktan sıyrılmaya çalışıyordu. Gözleri hala benim gözlerimde.  Yürümüyordu sanki denizin içinden bana doğru yüzüyordu hemde durmadan kulaçlar atıyordu. Bir başka  adım daha attı. Aramızda yaklaşık 3 adım daha vardı. Etrafındakileri ona soru yağmuruna tutuyordu ama onun umurunda dahi değildi. Tebessüm ettim. Elimle biraz daha gelmesini işaret ettim. Elime hiç bakmadı, gözleri gözlerimdeydi. Bana daha da yaklaşmak için yöneldi. Tanrım hipnoz böyle bir şey mi?


   Hermes kokusunu duymaya başlamıştım. Bütün kokusunu ciğerlerime çektim, gözlerim bulanmıştı, düşünememeye başlamıştım. Sanki bana bakması kendimi kaybetmememe yetmiyormuş gibi birde kokusunu duyunca daha da kaybediyordum. İşte benimde uyuşturucum buydu. 

   Gülümseyerek daha da yaklaştı gözlerini bir saniye dahi koparmadan. Ben onun gözlerinde boğuluncaya kadar durmadan yüzdüm. İşte bu anı hayatım boyunca unutamayacağım. 
   Umarım da unutmam...

21 Mart 2015 Cumartesi

Where is my love?








   Aslında önceki yazımı haftalar önce yazmıştım ama araya başka şeylerde koymak istediğim için yayımlamayı baya erteledim. Hatta buna en çok Mihael Subasio (ismini yazarken baya can çekiştim) üzülmüş olacaktır, çünkü devamını istediğini merak içinde kaldığını söyledi. Ne- beni okuyan birisi var mıymış? Ben Şok! Gülşah know'cuğumada selamlarımı iletirken, Marhinal Gay'i unutmuyorum ve bu yazımı üçüne birden itaf ediyorum..

   Daha sonra ne mi oldu Mavi gözlü zippolu çocuğumuzla konuşmalarımız biraz daha arttı, sınıftaki en iyi ingilizce bilen bizdik ne de olsa. Cümle kurarken birbirimizin gözlerine bakıyoruz, bir birimizi tastikliyor "Boleyn doğrumu söyledim?" bakışları atıyor, o bana tabi ki bende ona öyle cesaret veriyoruz birbirimize. Benim her gözüm onun gözleri ile buluştukça ayaklarım yerden kesiliyor, aptal aptal mutlu oluyorum. Zaten küçük şeylerle mutlu olabilen bir insanım gerisini siz düşünün. İnanın o kadar aptal insanın için rahat seçilebilen birisini sevmek suçken sevmemek daha büyük bir suç gibi geliyor bana. Ah Romeo ne yaptın sen bana, ben okula gidip gelen hazırlık birincisi olmak isteyen, somester da karne alacağını sanan masum Juliet. Zamanın inkar edilemez bütününe kendimizi vermiş yuvarlanıyorduk, sabırsız mıydım? Kesinlikle.


   Şuan gerçekten pek hatırlamıyorum keşke zamanında yazsaydım değil mi.. Ablam gibi bir embesilden taktik alacağımı hiç düşünmemiştim ama bu aldığım taktik benim için bir alışkanlık yaratmıştı, ona değinmek istiyorum okulun ilk zamanlarında yalnız çocuğu oynarken, sınıfın çoğu (neredeyse herkesin) sigara içtiği için teneffüste herkes dışarıya çıkıyordu. E ben yalnız kalıyordum vede sigara içmediğim için dışarı çıkma ihtiyacı hissetmiyordum. İşte en büyük adımı burada aldığım taktiği oyuna koymuştum sigara içenlerin yanına git ve muhabbet et. Ablamın verdiği taktikte gerçekten takdire şayan küçükken sık sık astımdan dolayı acile zor yetiştirilen ben değilmişim gibi.. Her neyse bu bende (bizde) alışkanlık olmuştu her teneffüs 3 kat aşağıya iniyor kısa ve bol bol dumanlı muhabbetler ediyor daha sonra da dersliğimize geri dönüyorduk. Aslından bahane belliydi her şeyi kimin için yaptığım için.. Çünkü çocuğun etrafında adet ha bir ruhsarım, telepati yöntemiyle çevresinde dolanıyorum ama fizikler olarak değil hatta onun yanına pek gitmiyorum, bazen o beni yanıma bazen ben onun yanına anca öyle. Teneffüslerde kayıp olunca gözlerim onu arıyor. Birgün bir teneffüs ben sınıfta oylandım bana sigara içen tayfadan birisi -Hadi Boleyn gelmiyor musun? (okey aranan, artık davet edilen kişi olmuştum) +Geliyorum birazdan. Aşağıya indim Mavi göz kayıp! Allah'ım çıldırdım resmen bilmiyorum neden öyle olduğum konusunda hiç bir fikrim yok, gözlerim onu arıyor sağa sola bakıyorum yok Hayır oda sigara içmiyor zaten oda benim mantıktan sigara içenlerle muhabbet ediyor. Ben arkadaşlara sordum bizim oğlan nerede -Ne ne demek görmedim!! Kesin kaçırdılar benim elleyemediğim kaslı vücudu elliyorla. Ah God. Aşağıda iki dakika gibi bir kısa süre durup okulun orta camekanlı merdivenlerinden yukarı çıktım. Sınıfta mı diye kontrol edeceğim güya. Aslında amacım konuşmakta değil sadece gözleri beni görsün konuşmasa da olur, ki yapmaya çalıştığım manipülasyon tekniğim işe yarasın. Ben merdivenlerin birinci katına çıktım arkamdan ismimi bağıran sesi işittim -Boleyn! Tanrı biliyor ya bu sesi, ismimi haykırışını defalarca duymak istediğimi fazla bekletmeden döndüm tabi ki oymuş, gelecekteki çocuklarımızın babası. Mavi gözleri ile buluştum. Bana camekanlı merdivenlere girmeden öncede defalarca bağırmış dışarıda (yah sen ses tellerini benim için mi yordun? (ses telleri de kaslı mı acaba?)), ya sizce bu çok hoş değil mi yoksa ben man in love mı? Bu arada arkamdan köpek gibi koşsun adımı bağırsın çağırsın diye duymamazlıktan gelmiş gibi yapmadım, çünkü ben gerçekten duymadım. Arkamdan koşturmak doğamda var :P



   Arkadaş ortamına dahil olmamla sınıftakilerle daha çok kaynaşmam bir oldu, istiyor muydum kısmen. Aslında yalnız kalıp cool olmak daha eğlenceliydi benim için, ama mesela öyle olduğu zamanda okulun orta cam ekan merdivenlerinde teneffüsler de oturup telefonla konuşuyordum hatta, eski yardakçılarımdan biri "Boleyn asosyal misin? arkadaşın yok dimi ondan her teneffüs arıyorsun?" -yok canım ne alakası var alla alla özlediğimde (yersen)-  bunu duyduktan sonra diğer ezik canlıların yani sınıf arkadaşlarımı onurlandırmak adına onlarla konuşup muhabbet etmeye başladım. Bilirsiniz havalıysanız, hani gerçekten cool ve insanlar sizi gözünde büyütüyorsa insanlar sana b*k atar. Bunu asla ve asla unutmayın siz yalnızca ayakta kalın. Kutsal Bakire Boleyn yanınızda olacaktır mutlaka.

   Eğer bu dünyanın bir parçası olmak istiyorsanız, insanlar konuşacaktır. Nihayetinde senin tüm bunlara değip değmeyeceğini karar vermen lazım.  Ha şunu da asla ve asla unutmayın, "Ne kadar hızlı yükselirsen yere o kadar sert düşersin"

   Basamakları ben boşuna yapmadım, aniden değil yavaş yavaş, sindire sindire girdim ortama. Konu bu kısıma nasıl geldi hiç bir fikrim yok. Benim amacım Mavi gözlü zippolu çocuğumuz değil miydi? Sınıf atlama bana daha tatmin edici mi gelmiş? Üst tabaka olmayı kim sevmez ki? Aptal arkadaş grubunun benimle dalga geçtiği kısıma gelmek istedim sanırım, bana aptal sorular sorduklarını söylemiştim evet evet tamda o kısım. Birgün okuldan dağılmıştık metro girişinde biraz bekledik, yavşak gülüşlü çocuk bana neden sesin ince gibi sorular sormaya başladılar gayet aşşağılayıcı sorularda, bende tersliyorum tabi bu sırada Mavi gözden ses yok, ne bekliyordum sanki beni korumasını mı? Bence öyle düşünerek kendime aptallık yaptım vede üzdüm.


Bu da kışın son fotoğrafı olsun

25 Şubat 2015 Çarşamba

Nereye düştüm ben?


  
   Ne kadar uzun bir seri oldu değil mi, bölük pörçük olmasından böylesi daha iyi, hem en son yazdığımdan bu yana neler olduğunu size özet geçmiş oluyorum yani anlayacağınız 4 ayımı size sıkıştırılmış paketler şeklinde sunuyorum. Beğenen alır beğenmeyen almaz bknz bir önceki yazımı 11 kişi okumuş. Umurumda mı?

   Bu arada iyiden iyiye blogumu gerçekten sevmeye başladım, her ne kadar sabah 4-5 arasında yazmayı alışkanlık edinmiş olsam da benim açımdan bir sorun yok, ha tabi uyku düzenimi alt üst ettiğimi var saymazsak :) Onun dışında ailemde baya bir iletişim kopukluğu var şuana kadar yanılmıyorsam hiç bahsetmedim ama bu benim gerçekten sinirimi bozuyor, sanırım bunu bi hale anlatmalıyım..

   Hani birine aşık olduğunuzu sanırsınız, kendi kendinize tiriplere girip, filmlerde gördüğünüz gibi yemeden içmeden kesilme taklitleri, intihar girişimleri, sevip de kavuşamamak, tripler, arabeskin dibini vurmak gibi şeyler yaparsınız ya ama meğersem bende onları sadece aşık olduğumu sandığım ama yalnızca hayran olduğum kişileri kendimi aşık diye yedirip (ne kadar zor bir cümle oldu) kendimi Leyla ile Mecnun yerine koymam bir hataymış yani bunu bende henüz yeni anlıyorum. Sizde bunu iyice gözden geçirip ona göre haller edinin kendinize.
   Ama bu sefer cidden öyle değil bunu kendime defalarca sordum. Gerçekten tutuldum mu? Yoksa salak saçma triplere girmeye devam mı? Hayır duygular, hissettiklerim, öncekilerden bariz farklı. Birinin gözlerinde kaybolmayı ilk defa anladım yada anladığımı sanıyorum. Bakışlarını kazanmaya çalıştıkça, kendimi kaybediyorum.. Bilemiyorum ne yaşadığım konusunda.

  Buna rağmen kendimi öylesine dizginledim ki.. Bazılarınız "seviyorsan olduğu gibi davran" diye bilir ama cidden şıp sevdilikten bıktım. Onu abim olarak görmek istedim yada bir baba olarak. Her ikisine de çok ihtiyacım yok muydu? Bana erkek, hatta daha da erkek gibi davranmayı yada öğretmeyi? Vardı.

   Bir kere yaptığım en büyük hatayı yapmayı bıraktım. Gerçekten arkadaş ortamına sahip olmak istiyorsanız okuldan sonra bir şeyler yapın, kaynaşın, çay kahve için vs. benim gibi okul biter bitmez eve uçmayın. İlk kez okuldan eve gitmeyip arkadaşlarla takıldım. Biz ek yerleştirme grubu okula 3-4 hafta geç dahil olmamıza rağmen normal yerleşenler kaynaşmış hatta sevgili olup başka birileri ile aldatış 2-4 hafta içinde yaşanabilemeyecek en  saçma şeyler yaşanmıştı. 2 Hafta tanıdığım biriyle sevgili olmam saçma dememiş kimse. Öyle bir grubun içine düştüm birden bire anlayın artık. 8 kişiydik yanılmıyorsam okulumuza biraz yakın sayılabilecek bir Avm'ye yollandık. Yolda sonradan dahil olan kızların 3de benim Güney'de uzun bir süre kaldığım yerden geliyorlardı ve okuduğum ilk okulu bile biliyorlardı böyle bir tesadüflüğümüz vardı. Ayrıca 3 kızımızdan biri galiba biseksüeldi. Bunu bana arkadaş grubunun en yalancı çocuğu söylemiş gerçi onla tanıştığımızda bana adım Mert demiş daha sonra başka bir isim daha sonra kendi ismini söylemiş, doğum yerini 38 kere yalan söyledikten sonra bana söyledi sonrada gelmiş bana güzel yüzlü kıza biseksüel demişti. Ne kadar inanmalıydım? Birden LGBT içine mi düşmeliydim? Ayrıca bu 3 Güneyli kızdan yeşil gözlü olanı bunun sevgilisiydi ve onu 4 hafta içinde bir çok kez aldatmış. Allah'ım ne çarpık ilişkiler ama.. 3. Güneyli kızımızda düz saçlı güzel bir kızımızdı onda pezevenk gülüşlü çocukla çıkıyorlardı ee geriye mavi göz ve ben kalmıştık ha birde doğulu bir çocuk onu boş verin siz. Yemeklerimizi beklerken güzel yüzlü kız gelip bana biseksüel olup olmadığımı sordu bende red ettim. Yalnız kimse gelip direk gay demiyor, biseksüel yakıştırması yapıyor. Sanki daha masuma neymiş gibi.. Biz bir yerde oturup  yemek yedik ama size masanın aldığı şekilden katıldığım grubun (zeka) yaş seviyesini anlatacağım. Hatta paintten çizsem mi ben bunu acaba.. Şimdi herkes yemeğini alıp geldi. Bir tek yalancı çocukla, yeşil gözlü kızın arası aldatmalar yüzünden bozuk olduğu için yalancı çocuk başka bir yerde yedi, kızda salak onun yanına gitti bir daha gelmedi masaya. Şimdi iki masayı yan yana düşünün biz buna 5 kişi olarak gayet rahat sığabilirdik değil mi? Mavi gözlü çocuğumuz kaslarını kasa kasa bir masa daha çekti (abarttım aslında öyle havaları yok çünkü) ama çektiği masayı ikinci masanın üstüne çekti. Yani ben bunu paintte çizim en iyisi. Sinirimi o şekilde atacağım belli ki


   Olay bu dur, mal gibi en başta oturup  dışlanan ben.. Boleyn yan tarafımıza gel deseler de gitmedim. Ne gereği var, ben bir kere oturmuşum ben orada ağırlığımı koymuşum. Onu geçtim masa şeklinizden zeka seviyeniz anlaşılıyor. Onu da geçtim beni kimse ayağına çağıramaz. Gereği varsa onlar gelir.
   Ne mi oldu? Mavi göz ve sınıf arkadaşları ile kısa sürede takılmaya başladım. Diğer sınıf arkadaşlarım bana saçma salak sorular sormasına rağmen takıldım. Onlarla da arkadaş olmaya çalıştım ve sonunda da başardım. Pek umursamıyorum onları ama benim içerde tanıdık adamlara ihtiyacım var, sadece aracı olabilecek insanlar. Benim kutsal yolumdaki her amacım için basamaklar. Ve başardım..



3 Şubat 2015 Salı

Erkekleri Tavlamanın 20,5 Yolu




   Merhabalar, yaklaşan sevgililer gününü takvimde gördüğümde şoka uğradım ve bugün size dışarıdan büyük bir dünya gibi görünün ama aslında küçük köylerini, bir güneş sistemi gibi gösteren erkeklerin radarlarına girmenin aslında ne kadar çok kolay olduğunu anlatacağım. Ah evet bu konuyu yazan ben deniz hala bakire (Kayalıklar bakiresi ünvanı bir Meryem ananın iki benim ünvanım bunda taviz vermem Asla!) Boleyn Boy'cuğunuz verecek.

   *Bu yöntemler %100 işe yaradığı gibi hiç bir siteden alıntı olmayıp öz mü öz benim yöntemlerimdir (Soluğu google'da aldı :p)

   Bu tavmala taktiklerini ben yazdığıma göre ben bir erkeğim, bir erkeğin bir erkeği tavlamasının ne kadar zor olacağını tahmin ediyorsunuzdur (tabi bu karşıdaki erkeğin cinsel yönelimini veya sekse bakış açısını bilip bilmediğinize göre değişecektir) Bu maddeleri bir kadında rahatlıkla uygulaya bilmektedir.

   1.Ne istediğinizi bilin 
   Ben bu gavattan ne istiyorum? Bunu kendinize iyice bir sorun ondan sonra yazının devamını okuyun. Radarına girsem arkadaş kalsam yeter, hoşlansın yeter, yatağa atıyım kafi, instagramdaki bütün fotolarımı favlasın, bana face book, twitter, myspace, instagram, kik, snap, whatsapp, blogger, you tube, banka kartı, kredi kartı, e devlet, DNA şifresini hatta donuna kadar versin diyorsan bu yazıyı okumaya devam et, çünkü içindeki şeytanın yarısı şuanda bu yazının devamını yazıyor. Birada gel dövme falan yaptıralım yada en azından sen yaptır.


   2.Smile
   En son unutacağınız madde bu olsun. Güler yüzlü insanlar her zaman pozitif enerji yayan mutlu izlenimi verir, içiniz kan ağlasa, ayağınızın serçe parmağını çarpsanız bile gülümseyin. Kimse yanında somurtan bir insan istemez. Onun çirkin kız arkadaşları trip attıklarında mutlaka somurtacaktır, bir ipte iki cambaz olamaz değil mi? Sizinle en kısa zaman da iletişime geçecektir, neden geçmesin ki :)  


   3.Bakım, bakım, bakım
   Sen kalk dilber ay gibi gel, çocuğa gözünü dik sonra Boleyn boy yardım et, yemezler canım. O Cara delevingne kaşların bir düzene girecek. Siyah noktalar haftada bir kez sıkılacak, maskeler yapılacak, saçlar taranacak yağlı bakımlar yapılacak, sivilceler tedavi edilecek o lekeler fondötenle kapatılacak. Ben bir sivilcem çıksa bizona dönüyorum çocuk neden dönüp baksın diyorsan sen eşittir ben. Pes etmek mi asla! Bu yola baş koyduysanız Pucca'nın ilk 3 ay kuralı geçerli. Güzelliğinizin doruk noktasına çıkmalısınız elde etmek istediğinizi alınca zaten her şeyi salacaksınız. Kozmetik anaya kendinizi bırakın. O yüz parlayacak PARLAYACAK!





   4.Ölüm diyeti
    İşte size devletler arasında sır gibi kanunlarla korunan formül. Bu formül açığa çıkarsa ülke kargaşası çıkacağı için sır gibi saklanıyor. Forma girmek formda görünmek sanıldığı gibi zor değil merak etmeyin. Fit bir vücudu herkes sever özellikle de erkekler. Şekle girmiş bir vücuda bayılırlar, hayran hayran izleyip instagramda like etmeyi asla ihmal etmezler. İşte ölüm diyetine girmek için tamda doğru zaman!
 

   5. O kıyafet konuşacak
   İyi giyinmeye özen gösterin, özellikle temiz, kokusuz, fosforsuz ve göz yoran şeyler giymekten zinhar kaçının unutmayın dikkat çekmiş olmuyorsunuz, bu hipnoz etkisi değil, bunu öyle bir şey sanmayın. Tv'de en sevmediğiniz reklam müziğini nasıl ezbere bildiğimizi hepimiz iyi biliyoruz, iğreniyorsunuzdur ama akla geliyorsunuz, korkunç bir hatıradan farksız. En azından ben bakmazdım.
  

   6.Spor yapıyor musun hayır squat yapıyorum
   Kızlar güncel geldi 4. maddeyi unutun (şaka -_- maalesef hala o vücut şekle girecek) Azıcık erkeklerle takıldıysanız ve eğer erkekseniz bunu mutlaka duymuşsunuzdur. Kalça, kalça, daha çok kalça. Bu sırrı hala nasıl paylaşıyorum hiç bir fikrim yok bu maddeyi okuduktan 5 dk sonra unutun pls. Squat'lı k*ç'ın nasıl daha kalkık dolgun ve sıkı olduğu gerçeğini hiç bir şey değiştirmiyor. Lütfen kendinize bunun için zaman ayırılın çünkü buna gerçekten bayılıyorlar. Yalnız bu kural bugüne kadar 4 kişide işe yaramadı Jennifer lopez kalçası, Nicki minaj kalçası, Beyonce kalçası vede kim kardashian. Kızlar hayır siz değil gerçek kızlar lütfen tayt giymeyi bırakın!





   7.İmza 
   Gerek oldukça duşunuzu almayı mutlaka unutmayın. Onun dışında paraya kıyıp kendinize 2 parfüm alın birini mutlaka onunla buluştuğunuzda kullanın ama aynı parfüm olmasına lütfen özen gösterin, bu sizin imzanın gibi olacak. İmza her zaman kalır değil mi :) Bir yerde onun burnuna bu koku geldikçe aklına siz geleceksiniz. Eğer bir gün sevgili olup ayrıldığınızda her o koku geldiği zaman burunları sürtecek. 

   8.İlgi 
   İlginizi üzerinizden asla eksik etmeyin bir sevgili bir arkadaş gibi değil ama gene elinizin onun üstünde olduğunuzdan emin olun. Asla ve asla çok fazla sıkmayın, avucunuzun içindeki bir balık gibi sıktıkça kayıp gidecektir. Ama mesela bir selamı sabahı üstünden asla eksik etmeyin, hasta geberiyor olsanızda o selam verilecek! Lakin -Boleyn ilk adımı ben atmam diyorsanız benden size notella; az dur o ayı gelip senin paspasında yatacak o günler çok yakın kuşum sen hiç merak etme. 

   9.Gay olmak
   Yada olmama önemli değil bu prensipler her zaman tutar, erkekler de kaçanı kovalamak gibi bir av köpeği edası vardır, kızda olsanız erkek de olsanız bu taktik bi erkeğe söker. O kaçan yakalanacak arkadaş, siz hiç merak etmeyin. Kararında yapın bu işi, fazla uzatmayın.
  
   10.Wo-Man in love (Bu madde önemli)  
   Geç o şapşal aşık edalarını sırıl sıklam aşık olduğunu biliyoruz ama gidip bunu ona söyler sen ve eğer o ipleri elinden bir kaçırırsan, daha bu maddeye kadar gelmiş olup gerisini okuyamama ortamı yaratmışsındır demek oluyor. Öyle aşıksındır gözün hiç bir şeyi görmüyordur. Yağmurda sırıl sıklam ıslanıp en acılı Mariah carey şarkısı dinliyorsunuzdur. Arasa hemen gidecek, öl dese öleceksiniz. Boleyn boy hakkını helal etmez. 
   
   Saçmalamayın ben her zaman güçlü tarafımdır. 
*Ararsa ilk açmam/ açmayın.
*Çağırırsa gitmem/gitmeyin.
*Hayır derim, reddederim/red edin
Bu sizi ulaşılmaz gösterecektir.  Merak etmeyin yeşil çam'daki ya benim ya kara toprağınsın kuralı hala işe yarıyor, o kısıma Allah güncel vermedi çok şükür, Ya Rabbim (kalp)

    11.Aptal kızlar seviliyor ama :((
   Yok öyle bir dünya aptal sarışın olayı 2002-2007 arasında bir fenomendi ama şuan onlar tam bir amele olarak anılıyor. Bir keresinde sınıfımdaki bir sarışın kız, kurban bayramında kurbanların canlı canlı kesildiği için ağlayıp ertesi gün okula koyun getirip Atatürk büstüne bağlamıştı. Sorry canım İntegral çözen kız ertesi sene mezun olup Boğaziçini kazanıp en yakışıklı çocuğa nikahı basmıştı.
   Kültürlü olun her konu hakkında hemen hemen bir bilginiz olsun, o hani suskunluk anı oluyor ya ha-h tam o kısımda onun ilgi alanı olan bir şey sorun, tamam o şeyin cevabını biliyorsun hatta yanlış anlatsa bile o çeneyi kapatacaksın ve hayran hayran dinlemeye koyulacaksın. Ve eğer doğru olan bir şeyi yanlış bir şekilde anlatıyorsa muhtemelen oda o an can çekişiyordur ama seni cevapsız bırakmak istemiyordur. O an hemen konu değiştirin.Canım bu yaz neyapacaksın? Ya sen hiç kaşa gittin mi çok güzel olduğunu okumuştum..


    12.Yön verin
   Erkekler yönlendirilmeye bayılırlar, adeta bir anne rolü gibi gelir onlara ki erkekler anneleri gibi bir kişilikte birini ararlar. O rol de tabi ki bize kalıyor. Gideceğiniz bir mekanı siz seçin, planı siz kurun ama aslında o kuruyormuş o yön veriyormuş izlenimi verim tam bu noktada diğer madde devreye giriyor.

   13.-mış cılık
   Bir erkek isteklerini asla dile getirmezken siz niye getiresiniz ki. 
Dört gözünüzü masaya koyun, hatta  arkadaşlarından bile gözlerini isteyin, az zeki olun. Açıkmışsa acıkdığını söylemez sorar -Açıktın mı bir şeyler yemek istermişin? Asla asla hayır demeyin çünkü manyak açıkmıştır, tok olsan bile yiyeceksin. Sen de açıkmış gibi yapıcaksın. Üşüdüyse var ya asla orada buz kalıbı olup yere düşse  bile üşüdüm demez, erkekliği gider yoksa. Bunu siz anlayacaksınız, burada görev size düşüyor. O eller skinny pantolon ceplerine  girdiyse -üşüdüm ben hadi içeri gidelim demek size düşer.

   Keza bu sefer sen bir şey istedin aynı taktik yine burada sökecek. (bir önceki maddeyi hatırlayın bkz 12) Siz istiyorsunuz ama o istiyor gibi gösterip o yönlendiriyor izlenimi verip emele ulaşmak. Bu kısımda "sen de daha önce gitmek istiyordun" gibi şeyleri söylemekten asla çekinmeyin, böyle bir şey söylediklerini muhtemelen hatırlayamadıkları için size a evet hadi gidelim mi demesi kaçınılmaz.

   
   14. Sosyal media
   Asla o takip etmeden etmeyin, ilk o gelsin kuralı işte burada gerçekleşiyor. Allah'a çok şükür arkadaşlarımda bile hiç kimseyi ilk ben takip etmedim. Tamam biliyorum Face book kullanan kalmadı ama face booktaki doğum günü hatırlatıcısının ne kadar büyük önem arz ettiğini ikimizde biliyoruz, resmen kutsal bilgi mahiyetindedir o bilgi bizim için adet ha Da'vincinin şifresidir. Hesabı mı kilitli hemen şu yönteme geçin. O şanslı beyefendinin instagram hesabını da buldunuz ne o bu hesabı da mı kilitli? Ne demek ya!! O sexy fotoğraflardan mahrum kaldığınız uykusuz gecelere bir son verin tam o sırada sahte instagram hesabı devreye giriyor aynı şey twitter içinde geçerli benim böyle böyle 138 sahte hesabım var. Bir bakarsınız instagrama ilerdeki kayınvalidenizin fotoğrafını da koymuş. Kayınvalide gözüne girmek daha kolay valla onu da isterseniz sonra anlatırım. Her neyse bil hassa check'in yaptığı yerleri özellikle öğrenin, bir gün yanlışlıkla orada karşılaşacaksınız yani yanlışlıkla olduğunu sadece o bilecek en azından :D Özetle; erkeğiniz nelerden hoşlanır, ne dinler, ne içer, nerede takılır, bunları adet a bir dedektif edasıyla beyninizin iç zarlarına kazıyoruz.  Sonra bunları çok güzel kullanıcazzzzz kıymettlimissssss


   15. Alo burç yorumcusu teyze mı?
   Bazı insanlar bire bir  kendi burçlarını yansıtırken bazıları kesinlikle yansıtmayı bırakın, yükseleni alçalanı , kasisini, virajını yansıtmaktadır 2. kısımsa eğer işiniz zor size kolay gelsin. Face book'tan veya başka bir vasıta ile ( dedikoducu arkadaş grubu) öğrendiğimiz doğum günün hangi burç olduğunu öğreniyoruz ve Google'de şu kriterleri arıyoruz 

XXX burcu erkeği
XXX burcu erkeği genel özellikleri
XXX burcu erkeği etkileme yolları
XXX burcu erkeği nasıl etkilenir

   Erkeğinizin bir çok özelliğini bu yolla öğreneceksiniz. Bilmediğiniz alışkanlıktan tutun hangi huylarının kötü olduğunu, hangi huylarının daha iyi olduğunu. Mesela bazı burç erkeklerinin övülmekten çok hoşlanırken bazısının hiç hoşlanmadığını öğreneceksiniz. Şahsen Mavi gözlü erkeğimin özgürlük düşkünü olduğunu ve dolayısıyla bir motor manyağı olduğunu nasıl öğrene bildiğimi sanıyorsunuz. Giydiği dona kadar öğrendim ben BOLEYN BOY'UM BANA SAKSI MUAMELEMESİ YAPAMAZSINIZ.

   
   16.Gözler kalbin aynasıdır
   İnanın kendinizden emin bakışlar aradaki her şeyi kaldırıyor. Gözlerler ister yatağa gidersiniz ister nikah masasına. Burada dikkat etmeniz gereken konuşma sırasında bazen sol bazen sağ gözüne odaklanın bu güven verecektir, ikisi arasındaki mekik dokumaya çalışmayın sırası tam olarak burası değil. Gerek gördüğünüz kısımlar da gözlerinizi kısmayı veya açmayı unutmayın. Konuşma sırasında hafif baş hareketleri yapın unutmayın bu bir manipülasyon tekniğidir, ama o eyes contactı asla koparmayın. Eğer bir şeyler anlatıyorsa işte onun iki gözü arasında yavaş yavaş gezinemeye başlayın, ormandaki ağaçlar arasında gezinir gibi yavaş yavaş etrafa bakına bakına.
 
   17.Doğal
   Bu yalanı herkes söylüyor, sizinde söylemeniz de bir  sakınca yok elbette. Her zaman doğal olduğunuzu yeri geldiğinde vurgula. Ama çokta doğal davranma ki adam kaçmasın, bu hareketlerin doğalmış gibi gibi şey et.

    18.Asla fazla soru yok
   Erkekler hesap sorulmasından yada soru sorulmasından fazla hatta hiç hoşlanmazlar. O an tıpkı ahiretteki sorgu meleklerinden farkınız kalmayacaktır. Gerilir, sıkılır bunalır içi dışına çıkar kaçacak yer ar arar yada yalan söyler. Avımızı ürkütmek istermiyiz? Asla


   19.Onun egosu üstüne, ego yoktur.
   Hangi ülke kurduğu krallık üstüne başka bir krallık ister tabi ki biz hariç, biz ki o tarihte bahsedilen lanetlenmiş illet edilmiş, devlet işlerine karışılmış kraliçeleriz, prensesleriz, düşesleriz..
Kaleyi içten içte fetih edeceğiz hiç merak etmeyin ama yeri gelince onların tahtlarını, kişiliklerini, güçlü kollarını bir bir azar azar öveceğiz ki koltuk altları kabaracak. Abartıya kaçmayacağız.

   20.abra kadavra
   Baktınız bu kuralların hiç biri işe yaramadı (-ki imkansız) ya siz doğru yapamamışsınızdır, yada çok öküz birini elde etmeye çalışıyorsunuzdur. Bu durumda erkeğimizin gerek yanlışlıkla gerek yolarak saçından bir örnek alıyoruz. Mahallenin koca karılarının konseyi huzurunda bağlama büyüsü yaptırıyoruz, ki bunu katiyen kesin suretle önermiyoruz, kesin sonuçlar elde etmiyoruz onun yerine diğer minik maddemiz var.

    20,5.Estetik cerrahinin kutsal eldivenleri adına.
   Ağazımızı burnumuzu kırdırıp her yerimizi baştan aşağı yeniden istediğimiz gibi yaptırıyoruz ve bize bakmayan çocuk peşinize düştüğünde bu sefer siz ona bakmayıp Hollywood ünlüleriyle yatıp kalkmaya başlayıp 27 yaşında intihar ediyorsunuz..

   Bol şans.
   Xoxo 

8 Ocak 2015 Perşembe

Shades Of Blue




  
   Bendeki yazma aşkını fark ettiğinizi umuyorum. Açıkçası gece herkes yattıktan sonra yazacak zamanım oluyor. Gündüz kendimi o kadar da rahat hissettiğim söylenemez. Umarım gelip geçici bir his değildir çünkü anlattıkça biraz daha rahatladığımı hissediyorum. Hayır olsun..

   İstanbul'da işlerin nasıl yürüdüğünü yeni yeni öğrenen biri için hiç bir şeyi yadırgamayın. Evimizi bulup yerleştikten sonra, yeni kolilerin içinde yatıp kalkmaya başladık tıpkı Sakarya'da olduğu gibi fakat daha bir yerleşik düzen olduğu için evdeki her şey yerli yerine konuldu. Normal ev havasına bürünüldü. Ama mesela benim odam da 10-15 tane koli duruyor. Onların üstüne elbiselerimi falan katlayıp koyuyoru gayet kullanışlı. Aslında evimizde herkesin eşya koyabileceği koca bir gar dolap var ama ben acı tasyon mu yaptığımdan yoksa eşyalarımın kendi odamda olmasını mı seviyorum bilmiyorum. Benim hiç gar dolabım olmamıştı nede olsa :/ Evde besleme muamelesi görüyorum yemin ediyorum size.

   Ek yerleştirme ile yerleştiğim için benim okul hayatım 2-3 hafta daha geç başladı. Ablamın dediği gibi dönem bitiminde okula başladım gibi bişi oldu. Eğitim sistemindeki bir saçmalığa daha tanıklık etmiş bulunuyordum. Yanılmıyorsam Ekimin ortalarıydı ben okula başlamam. Ben ki yardakçılarımsız hiç bir yere çıkmayıp evde oturan ben İstanbul'da yardakçısız, korumasız ve ordum olmadan kalmıştım. Bana seslenildiğinde dönüp bakmayan, soru sorulduğunda takmayan, sınıf yeri soranları tersleyip yerin dibine sokan ben daha sonra ilk defa yalnız başıma okula gittim. Heyecandan ishal oldum mu ah ah ne münasebet, biraz mayhoş oldum diyelim. Okulun olduğu dura gittim  oradan yakın bir yerden okula servis kalkıyor, onu buldum okula gittim. Tam saatinde okuldaydım tamam çok hoş çok güzel bir sorunum çözüldü. Peki ya diğer sorun sınıf nerede? Hayır kimseye de soramıyorum aptala malum olur ya önceki günden bir twit okumuşum "Sınıfının yerini bilmiyorsan ben mi yardımcı olucam, okula gelme o zaman kardeşim" ne var söylesen g**atın oğlu :D Sonuçta yardımlaşmak falan filan sonra kuyruğumu soktum bacaklarımın arasına gidip küçücük okul yerleşkesinde sınıfını bulamayan ergenler gibi gelip geçen bir çocukla kıza sordum

-"Pardon 215B nerede biliyor musunuz?"
+"215B mi ıhmmm öhö ıhmmm öyle bir sınıfın olduğundan emin değilim. İyi günler."

   Kaldım mı orada dım dızlak. Başladım kat kat gezmeye bütün sınıflara bakmaya başladım. 2. kat 3.kat 4. kat 100 sınıf gezdim galiba. Sıra diğer binada 1.Kat 2.Kat 3.Kat  Aha yeminle buldum. Şimdi 3. sorun tam tamına 40 dk gecikmiştim derse girmelimi girmemeli mi? Dersin ortasında cart diye girip herkes bana bakmalı mı bakmamalı mı? İnsanlar beni süzmeli mi süzmemeli mi? İlk ders saatine hazır mıyım değil miyim? Saçımı sağa mı atmalı sola mı? İçeride yakışık- hah ben hemen gireyim zaten neden bekliyim ki Allah bilir kaçta çıkarlar. Öküz gibi bodoslama içeri girdim. Tabi ben filmlerde dizilerdeki gibi kapı çalmadan girildiğini sanıyorum sonuçta üniversite burası daha elit kültürel birler kimse kapı çalma gibi bir taşra alışkanlığı umursamaz sanıyordum. İçeri girdim herkes serbest giyinmişti. -Şaka yaptın *.* :D-

-Hoca; "Yalnız kapıyı bir daha ki sefere çalalım, lütfen."
+"Özür dilerim."
-Hoca; "Sen Boleyn Boy?"
+Evet benim (Bu sırada herkes ölümüne kesiyor beni)
-Hoca; "Boleyn sabah eğitimine ....
.
.

   Aman Allah'ım o köşede kim oturuyor. 14 Tane Ayet el kürsü okudum diye sen bunları mı çıkarıyorsun karşıma Rabbim. Hatim indirseymişim neler gelirmiş kim bilir. Sen beni nelerle sınıyorsun.. O bir taş. Mavi gözleri ile gözlerim bir çakıştı ki tam ortamızda bir big bang gerçekleşti,  ve zaman durdu. Yemin ediyorum zaman durdu. Gözlerimi bile henüz kırpıştırmamıştım, neden böyle oldu ki? Arkadaki boş sıraya giderken gerçekleşti bu. İstemsizce sol tarafıma baktım. Ve ondan sonra ben yoktum. İşte tam onda Einstein'nin ne demek istediğini anlamıştım. Bir sonraki adımımı nasıl atmıştım hiç bir fikrim dahi yok? Fiziğe karşı gelemiyordum. Ama tek bir bakışta, maviliklerde kayıp olurken sarı yapılmış saçlarını da, geniş omuzunun yanlarında da t-shirtünden fışkırmış kol kaslarını da görebilme imkanım olmuştu. Kaşlarını kaldırmış, gözlerini yukarıya dikmiş yanından geçen bana bakıyordu. Daha sonra diğer bir adımımı attığımda o tek taraflı elektriklenmeden alacağımı almıştım. Bir sonraki plan bu çocuk benim olacaktı.


   Sırama oturduktan sonra düzme eleme işlemine geçmiştim. Sürekli telefonuyla ilgiliydi. Bu tiplemeyi gayet iyi biliyorum yeni bir ortama girdiğinde, telefonun elinden düşmez, menüye girip çıkarsın, arada galeriye göz atarsın, instagram da saf saf gezersin, whatsapp'ta birilerine sataşırsın. Ok elimizde ne vardı; biraz çekingen, ortama ısınmaya çalışan bir cool ve mütevazı bir çocuğumuz vardı. Tabi ben bu sırada gerçekten istemsiz bir şekilde arka sol çaprazına oturdum , sınıfın geri kalan iki duvar dibinde ortada 2-3 kişi ve BİZ ay pardon ben ve o (sanırım ben bu çocuğa zippolu yada mavi göz diyicem)  :D Çocuğun fotoğrafını çektim bütün yardakçılara attım tescillendi onaylandı. Daha sonra derste hoca benim ingilizce seviyemi ölçmek için bana laf attı, küçük bir sohbet ederken bir kaç arkadaş sıkılmış olmalı

-" O zaman biz çıkalım siz rahat sohbet edelim"
+"Hahah  yok estf. olur mu öyle şey"

   Yani Türkçe'si sana ne geri kafalı, s***** git istediğin yere seni ingilizcemle s*****m, sana soran oldu mu, sen dur ben bu okulda bir çevre edinip köleler edineyim senin burnundan getirmeyen şerefsiz, madem İngilizce bilmiyorsun hazırlığa git - ha bura hazırlık mı pardon. O gün birine hem aşk tohumları ekerken başka birine nefret tohumları ekmiş oldum.

-Hoca; "Senin seviyen daha üst seviye bu sınıf sana göre değil."
+"Ah öyle mi teşekkür ederim onere oldum"

   Aslında o bana laf atan arkadaşta onere etti ama ben onu onere olarak daha sonra aldım. O günden sonra o zat bana kötü davrandığı için böyle bir nefret olayına girdim ben. Her neyse şuan hatırlamıyorum o gün içinde sanırım hoca benim vurulduğum çocukla da konuştu onun seviyesi de üst seviyeydi, en azından hoca ona da öyle dedi. Zaten sınıfın genelinden de anlaşılıyor. Kimlerin iyi kimlerin kötü olduğu, sınıfta bir ikimiz çok iyiydik  daha bir çocuk da ortalamaydı geri kalan sıfır İngilizceydi. Ders arasında o sınıfın önündeki oturakta oturuyordu bende gittim yanına. Telefonla uğraşıyordu. Damn it.

 -"Senin ingilizceni neye borçluyuz?" dedim.
 +"Yabancı dizilere..."

...

   Daha sonra başladı teneffüste bir süre tek takılma dönemleri, başladı yardakçısız dönemler, başladı başta beni direk ibne olarak adlandırmalar. Ah boş ver dedim kendi kendime, pls be cool. You are always  cool dedim. -Doğru mu dedim emin olamadım ama yine de dedim- Öğretmenin masasına ilerledim sinsice a bakın orada ne var sınıf listesi. Ihm ben en sondayım ve koyu bir çizgi ile alt tarafta kalmıştım ıhm ben tek değildim 7 kişi falan vardı benimle birlikte. Olayı kavramam kısa sürmedi ek yerleştirme ile gelenler koyu bir şeritle alt tarafta bırakılmış üst tarafta ise normal yerleşimler. Telefonuma baktım, tuş kilidi, kamera. Etrafta bakan biri var mı? yok. 2 Poz aldım.

   Eve geldikten sonra sınıftaki bütün erkekleri bütün sosyal medya hesaplarımdan engelledim. Benimle dalga geçiçeklerdi her hallerinden belliydi. Sonra zippolu mavi gözlü çocuğumuzu buldum. Bu nasıl bir vücut Allah'sızın oğlu. Ağızımın suları çeneme kadar aktı gitti. Twitterinı biraz zor buldum, şiirle de ilgiliydi aynı zamanda.. Diyecek bişi yoktu. on sıfır önde değildi o hep öndeydi. Onu engellemeye gerek yoktu, o dalga geçmezdi tam bir beyefendiydi. Eğer onu engelleseydim ben kendimi affetmezdim bu kadar düzgün birine bunu yaptığım için. Zekiydi, akıllıydı, terbiyeli, oturmasını kalkmasını biliyor, konuşmasını biliyordu.

   Tanrı onu yaratırken sanki benimde fikrimi almış gibiydi..